Page title

Sizi temin ederim ki (bu söz öbeğinin film seslendirmeleri ve tiyatro oyunları dışında da kullanılabileceğini göstermek için böyle bir giriş yaptım) goygoyun merkezi sayılabilecek hemen her yerde bulundum: Yatılı okulda, üniversite kantinlerinde, er gazinosunda, sinema ortamlarında, ofisçe gidilen yemeklerde, haftalık şirket toplantılarında, Firuzağa kahvelerinde hatta şehir merkezine hakim bir tepeye çekilmiş Şahin marka arabaların içinde… Her türlüsünü tattım goygoyun ama bu pazarlama iletişimi, internet, dijital konulu konferanslardaki kadar yoğun olanına denk gelmedim.

Neredeyse 5 yıldır bu tür etkinliklere katılmaya gayret ediyorum, bi cümle bile öğrensem kardır mantığıyla. Ama, özellikle sponsor hakimiyetinde düzenlenen ve gün boyu süren konferanslardaki sığlık tansiyonumu oynatıyor. Eve babaanne gibi dönüyorum… İçerik 5 yıldır aynı noktada neredeyse. Yıl olmuş 2018, hayatın sırrını verecekmiş gibi sesini kısarak “gelecek mobilde” diyen konuşmacılar var. Yıl olmuş 2018, “insanlar sabah kalkınca tuvalete gitmeden mobil cihazlarına bakıyor” diyen konuşmacılar var. Yıl olmuş 2018, “tablet PC’nin yerini alacak ” diyen konuşmacılar var. Aha tık tık başladı çarpıntım.

Yeni bir şey söylemeyeceksen toplama o kadar insanı salona. İçerik hep aynı, etkinliğin adı o dönemin ‘trendy’ konusuna göre değişiyor. Tamam, etkinlik düzenlemek de çok ‘trendy’, tamam konuşulmanı sağlıyor filan ama rezil ediyorsun kendini. Etme.

Bu bahsettiğim etkinliklerin günlük programı yaklaşık olarak şöyle:

* Etkinliği düzenleyen kurumun veya ana sponsorun en billurlu yöneticisinin aşırı sıkıcı açılış konuşması,

* Mağaradan yeni çıkmış bi abinin “internet çok acayip yav, her şey dijital olacak” temalı coşkulu sunumu,

* Sponsor firmalardan birinin üst düzey yöneticisinin kendi firmasını öven ve yeni ürünlerini tanıtan konuşması: “Facebook sayfamız var bizim, mikrosite de yaptırdık. Çok acayip şeyler bunlar. Ehe…”

* Bir girişimcinin başarı hikayesi,

* Konuşma aralarında art arda çalan ve beyinlere tecavüz eden yüksek sesli müzik,

* Konudan tamamen habersiz bi ihtiyarın “Yav benim bu konuyla alakalı zerre bilgim yok ama çocuklar çağırdı işte. Ben de aşırı ilginç hayat hikayemi anlatayım madem. Sene 1967, o zamanlar öğrenciyim daha…” diye başlayan yazlık site muhabbeti,

* Bu işlere geç yaşta merak saldığı için her şeyi çok ilginç bulan bi ablanın “4 yaşındaki oğluşum tablet kullanıyor yaa, hayat ne acayip oldu” örneğini verdiği ve diksiyonuyla dosta güven düşmana korku saldığı sunumu,

*Sponsor firmanın üst düzey birkaç yöneticisi tarafından yapılan toplu goygoy ve kapanış.

Geriye kalan ne? Bolca mastürbasyon, dostlar alışverişte görsün mantığıyla yapılmış check-in’ler, kahve aralarında dağıtılan kartvizitler… Harcanan elektriğe yazık.